Aklındaki soruların cevabını bulmak için gitmesi gerektiğini anladıktan birkaç gün sonra yola çıkmıştı. Nereye gideceğine dair bir planı olmadan… Tamamen doğaçlama çıkmıştı yola.
Kasabadan ayrıldıktan sonra doğuya dönmüştü yüzünü. Gün oradan doğuyordu ya belki cevapları da oradan doğardı. Yine tamamen o an karar vermişti buna. Yola çıkalı uzunca bir süre olmuştu. İlk 10 günün ardından gün saymayı da bırakmıştı. O yüzden kaç gündür yolculukta olduğunu tam olarak bilmiyordu.
Geçtiği köylerde insanlara ufak tefek yardımlar ederek erzaklarını güncellemişti yolculuk boyunca. Dağlardan, dere kenarlarından da topladıkları ile şimdilik hiç yemek sıkıntısı çekmemişti. Bazen konaklama konusunda sıkıntı yaşıyordu. Bir durakta mola verirken çok uzun kalmaktan kaçınıyordu. Bu yüzden sürekli bir yolculuk halinde olmayı tercih etmişti. Eğer bir yerde fazlaca kalırsa, yolculuktan vazgeçme ihtimali olur diye korkuyordu. Zaten cevaplarını bulmak için yolculuğa çıkma fikrine kolay ulaşmamıştı. Bunun azmi ile yolculuğuna olabildiğince devam etmek istiyordu.
Henüz bir cevap da bulamamıştı aslında. Yolculuk, bu yüzden pek umduğu gibi gitmiyordu. Bazı anlarda artık durmak istiyordu. Yine ikilemde kalmıştı. Çözümlerden çok uzak gibiydi. Ne yapacağını bilemiyordu. Bir cevap bulup bulamayacağını da bilmiyordu. Acaba yola çıkarak, kendi konfor alanını terk ederek iyi bir şey yapmamış mıydı? Cevaplar bulmak yerine yeni sorularla yüzleşmek zorunda olması çok iyi değildi sanki. Ama artık bir yola çıkmıştı. O yüzden bunları düşünmemeliydi. Geriye bakarak yeni cevaplar bulamayacaktı. Yoluna bakmalıydı. Cevapları bulacağından emin olmalıydı.
Gün doğmadan neler doğar, derlerdi. Belki de bu yüzden doğuya doğru gitmeyi tercih etmişti. Bilinç altında bir şeyler vardı. Öylesine vermiş gibi görünüyordu kararı ama mutlaka altında bir sebep olmalıydı. Tarih boyunca kişisel yolculuklarında cevaplarını bulanların hikayeleri de hep doğuya doğru gitmesi ile başlamıyor muydu? Kendi hikayesini yazmanın vakti gelmişti belki de. Yola çıktığında kasabada yarım hikayeler bırakmıştı. Belki hiç tamamlanmayacak hikayelerdi onlar. Şimdi çıktığı bu yolda, kendi hikayesinin akıbetini görecekti. Sadece kendi hikayesi…
Bencilliğinin yine gün yüzüne çıktığını hissetti. Kendi hikayesinin başrolü olacak mıydı artık? Bu yüzden çıkmamış mıydı yola? Hani bütün hikayeler ya şehre yeni biri gelince başlardı ya da birinin şehirden ayrılmasıyla başlardı. Kendi hikayesi de kasabasından ayrılarak başlamıştı. Bu yüzden bu hikaye biraz da bencilliğinin hikayesi olacaktı. Çünkü kasabaya biri gelip de onun hikayesine dahil olmamıştı. Kasabadan ayrılarak kendi hikayesini yazıyordu. Nerede, ne zaman ve ne şekilde nihayete ereceğini bilmediği bir hikayeydi bu. Ama bildiği tek şey, şimdilik yarım bir hikayenin içinde hâlâ debelenip durduğuydu. Şimdilik yarım bir hikayenin…