Bugünkü konumuz Percy Jackson Şimşek Hırsızı filmi. Bol bol spoiler olacak. Baştan uyarıyorum. Sonra yok efendim ben daha filmi izlememiştim diye karşıma çıkmayın. He gerçi bu filmi izlemenize gerek de yok ya neyse.
Öncelikle kadrosunun iyi olduğunu belirteyim. Logan Lerman, Alexandra Daddario ve Brandon T. Jackson başrol iken, Sean Bean, Steve Coogan, Pierce Brosnan, Rosario Dawson, Uma Thurman gibi sektörde adının yettiği isimlere rol vermişler. Kadro Şampiyonlar Ligi ancak senaryo TFF 3. Lig seviyesinde. Gerçekten takdir edilesi(!) bir durum. Ayrıca 2010 yılında bu kadar kötü görsel efekt de kabul edilebilir değildi ya… Filmin bütün bütçesini kadroya mı ayırdınız be kardeşim?
Gelelim konuya… Mitolojiye ait hikayeler, güzel filmler çıkarabilir gibi dursa da, sanırım salt mitoloji üzerinden gidip de iyi olan bir filme denk gelmedim. Ama sevgili izleyiciler, bu kadar da kötü uyarlama yapılamaz ya. Kabul etmek mümkün değil.
Bakın ana karakterimiz Percy, Poseidon’un yarı-tanrı olan oğlu. Yani annesi bir insan. Senin benim gibi bir insan. Percy filmin ilk kısmında yarı-tanrı olduğunu bilmiyor. Bu yüzden potansiyelinin farkında olmayan bir bebe. Ama konumuz “şimdilik” bu değil.
Percy yarı-tanrı olduktan sonra kendisi gibi yarı-tanrı yani melez olanların katıldığı bir eğitim kampına gidiyor. Buraya annesini de korumak amaçlı götürmek istiyor. Ancak annesi düz insan olduğu için oraya giremiyor, yasaklı. Sanırsınız Hogwarts önündeki büyülerden var da görünmez bir duvar kadını içeri almıyor. Kardeşim Zeus’a, Poseidon’a ve diğerlerine inanıyorsun, bir insanla ilişkisi sonrası yarı-tanrı bebelerin olacağına inanıyorsun da görünmez büyülü duvara mı inanmıyorsun demeyin. Evet duvar mantıklı geldi. Ama abi kadın tanrıya dokunmuş, birlikte bir şeyler yaşamışlar, iki insanın belki de en yakın olabileceği anı yaşamışlar, ya iç içe girmişler kardeşim o yasak değildi de bu duvar neyin yasağını koyuyor ortaya. Duvar yüzünden kadın ölüyordu aga. Olmaz olsun öyle duvar. Kimi kimden koruyorsun eeeyyy duvar?
Duvar konusunu kenara bırakalım. Abiler ablalar aynı kadın filmin sonunda Empire State Binası üzerindeki Olimpos’a giden gizli geçidi açacak bilgiye sahip, ve asansör ile Olimpos’un önüne kadar gidebiliyor. Yanlış duymadınız! Olimpos’a asansör ile gidiliyor. Tamam tamam asansör sadece bir geçit. Aynı duvar gibi. Ama bir dakika ya, Percy’nin annesi sadece insan olduğu için geçitlerden geçemiyordu. Nasıl oldu da asansör ile Olimpos kapılarına dayandı bu kadın? Hayır anlamadığım, bu kadın Olimpos’a giden asansörün şifresini nasıl biliyor? Neden biliyor. Yıllar yıllar önce Poseidon kaçak yollardan sevgilisini Olimpos’a mı götürdü? Hadi götürdü diyelim, lan bizim apartmanın kapı şifresi her yıl değişiyor, bu Olimpos’un şifresi neden yıllardır aynı? Hiç mi güvenlik probleminiz yok? Aga daha kaç gün önce şimşek çalınmış oradan, insan şifreyi yine de değiştirmez mi? Bu nasıl bir zaafiyet? Olmadı Zeus, yakışmadı. Koskoca Zeus’sun sen, bu gaflet niye? Bak, şimşek Percy’nin eline geçmese alaşağı ediyorlardı seni. O tahtı hak etmiyorsun? Zaten ne bekliyorduk ki senden? Ölen tek kardeşlik üyesi Boromir de sen değil miydin? Daha ilk sezondan idam edilen Ned Stark da sen değil miydin? Hep bir gaflet ve BOM, hikayeden kopuyorsun hacı…
Şimşek çalınmış. Herkes Percy çalmış diye biliyor. Bu yüzden Zeus, Poseidon’a savaş manifestosu çekiyor. “Ya şimşek başa ya taş üstünde taş baş üstünde baş kalmaya…” Tabi süre dolmak üzere iken, Percy şimşeği getiriyor. Zeus aferin çekecekken, Percy diyor ki “şimşeği çalan ben değilim, Hermes’in oğlu” Sonra Zeus Efendi, şimşek çalındı diye kardeşi Poseidon’un içinden geçiyor ama Hermes’e dönüp Polat Alemdar bakışı dahi atmıyor. Koysana ağırlığını be adam! “Ne biçim çocuk yetiştiriyorsunuz”, desene. Nasıl lidersin? Hadi onu geçtim, Percy ayar veriyor ya hepinize. “Çocuklarınız size kızgın” diyor. Koskoca Tanrılar gık diyemiyor. Çocuk haklı ama kimse itiraf edemiyor. Sonra Zeus “toplantı bitmiştir” diyerek kalkıp gidecekken Poseidon, oğlu ile görüşmek için talepte bulunuyor. Yahu sen de en az Zeus kadar Tanrısın be adam, zaten bütün film uzaktan uzaktan oğlunla konuştun daha ne izni istiyorsun, samimiyetsiz. Ama durun asıl bomba Zeus’ta. Diyor ki, “yalnız bu seferlik” Hasbam senin tahtın da itibarın da yerle bir edilmiş, sebebini de diz kadar boyuyla Percy huzurunuza çıkıp verip veriştirerek anlatmış. Hem bir yandan da hak verecek tavırlar göstermişsin, ama hâlâ kalkıp “bu seferlik” diyerek lütuf(!) gösteriyorsun. Sonra vay efendim şimşeğim çalındı, vay efendim gece yarısına kadar vaktin var… Yemezler reis, istifa da bir hizmettir!
Neyse Zeus’tan göstermelik izni almış Poseidon, oğlu ile konuşmaya çalışıyor. Az önce Zeus’a atar gider yapan Percy bu sefer babasına atarı basıyor, ergen tripleri ile dönüp arkasını gidiyor. Daha doğrusu gitmeye çalışıyor. Bunca zaman babalık yapmayan Poseidon ise kendini haklı çıkarmak için boyut farkını gidererek dev gibi boyundan küçülüp insan boyuna geliyor. Boyum kadar oğlum var demeden, Zeus’un arkasından atıp tutuyor. Neymiş Percy doğduktan sonra tanrılık görevlerini yerine getirmekten uzaklaşmış da insan gibi olmuş da Zeus da kontrolü ele alıp “yarı-tanrı bebeleriniz ile görüşmeyi yasaklıyorum” demiş, o yüzden de Poseidon babalık yapamamış. Lan oğlum savaşın bütün sorumluluğunu, olan olayların başlangıcını Percy’e yükledin. Sen doğmasaydın bu sorunlar olmayacaktı dedin resmen. Kısaca Poseidon oldu FOSeydon. (evet evet yaptım bunu maalesef) Percy de garibim saf, inanıp babasını affetti ve tıpış tıpış anasının giremediği yarı-tanrı bebe kampına gitti. Dostum sen nasıl bir safsın ya, kankin zeka ve strateji tanrısının kızı. Ondan ders al biraz. Posta koyup gitmekle olmuyor o işler. Otur dersine çalış.
Kankisine değinmişken, Annabeth de Athena’nın kızı olarak yarı-tanrı genlere sahip. Percy de malum yarı-tanrı. Şimdi bu ikisinin arasındaki duygusal hareketlilik sınırları aşıp da ileri seviyelere gelirse, ardından da bu ikilinin minik minik bebeleri olursa, bu bebelerin Full Tanrı olma ihtimali nedir? İlkokul biyoloji bilgilerime göre 1/4 oranında yani %25 Full Tanrı çıkar. %50 ihtimal yarı-tanrı bebeler, %25 ise sadece insan olur. Düşünsene aynı anne babadan doğmuşsun kardeşin tam tanrı, diğerleri yarı tanrı ama sen insansın. Bütün aile kampa giden duvardan geçiyor ama sen geçemiyorsun, bütün aile Olimpos’a girebiliyor ama sen asansörden ileri gidemiyorsun. Bak işte bu da Türk dizilerinin konusu olur. Tam 3 sezon dizi çıkar bu kişiden. Bir de Gülseren Budayıcıoğlu’nun danışanı olursa tahminen 5 sezon filan çıkabilir. Full Tanrı olanın hikayesi de yine Hollywood yapımı olur. Yarı-tanrıları temsilen Olimpos’a senatör olarak bile seçilir. Buradan da bir üçleme film çıkartırlar.
Daha filmde eleştirecek o kadar çok nokta var ki, bu film için daha fazla zamanınızı almak istemediğimden burada kesiyorum. Yoksa Percy’nin annesi Sally ile Gabe arasındaki ilişkinin sebebinden, Hades’in kılık kıyafetinden, Persephone’nun yaptıklarından, Medusa’nın ölüyken dahi açılan gözlerinden ve güneş gözlüklerinden, Hermes’in oğlu Luke ile yapılan Uçan Converse Muharebesi’nden bahsederek filmden bile uzunca sürecek bir yazı ortaya çıkacaktı. (Şaka değil harbiden filmden uzun olabilirmiş yalnız). Değmez diyerek burada noktalıyorum. Eğer siz de filmi izlediyseniz yorumlarınızı alayım, yok izlemediyseniz boşverin izlemeyin. Belki kitapları daha güzeldir diyerek onları okuyun. En azından okuma oranımız artsın 🙂
Serinin beş kitabını da okumuş biri olarak gerçekten büyük bir potansiyelin boşa harcandığını söyleyebilirim. Oyuncu seçimi olarak da kitaba hiç sadık değil. Kitapta percy daha liseye bile gitmezken filmde yaşça çok büyük. Lakin bu oyuncu seçimlerine rağmen senaryoyu düzgün işleyebilselerdi vasat üstü bir film çıkabilirdi. Burda senaryo ekibini kutlamak lazım(!) Hayatımda gördüğüm en kötü kitap uyarlamalarından birini ortaya çıkarmışlar. Umarım önümüzdeki aylarda disney+ da yayınlanacak dizisi bu yapımı unutturur.
BeğenBeğen
Disney+ dizisinde de oyuncu seçimlerine ağır eleştiriler var. Özellikle Annabeth seçimi için. Tabi senaryoyu da görmek lazım, şimdiden bir şey söylemek biraz haksızlık olur.
BeğenBeğen