The Northman (Film İnceleme)

2022 yılında vizyona giren filmlerden biri Northman. Türkçe çevirisi Kuzeyli olarak yapıldı. Üzerine konuşuldu, yazıldı, çizildi… Şimdi konuşup yazma sırası bana geldi.

Öncelikle filmde en sevdiğim şey, sinematografi açısından mükemmel sahneler sunuyor olması. Bu sahnelerden bazılarını sosyal medya hesaplarımda paylaştım. Ne demek istediğimi daha rahat anlayabilmeniz açısından bakmanızı isterim.

Bahsettiğim sahnelerin bazılarında yeşil, gümüş ya da kırmızı renk tonlarının kullanılması ile sahnenin vermek istediği duyguyu harekete geçiriyor. Yeşil sahnelerde karakterin aslında doğa gibi özgür olduğu, tahmin edilemez ve zapt edilemez yönünü bize anlattığını düşünüyorum. Yani ben böyle hissettim. Gümüş renginin kullanılması, karakterin odaklanması, kurşun misali hedefe doğru yol aldığını anlatıyor. Kırmızı sahneler ise zaten kan ve acıyı temsil eden sahnelerde ağırlıklı hale getirilmiş. Her neyse bu faslı çok uzatmadan, sahnelerin posterlik seviyede olduğunu söyleyebilirim.

Gel gelelim, sahneler posterlik de, filmin posteri çok kötü. Filmin içindeki görsellik nerede, posterdeki görsellik nerede… Biri Şampiyonlar Ligi diğeri TFF 2. Lig. Yani neredeyse o kadar fark var. Alternatif olarak izleyiciler tarafından yapılan bazı örnekler, orijinal posterlerden çok daha güzel. Bu alan, eksi yazdığım noktalardan.

Müzikleri başarılı buldum. Sahnelere uygun şekilde kullanılmış. Öyle ahım şahım şekilde ön plana çıkacak müzikler olmadığını da eklemeliyim. Fazladan beklenti oluşmasın boşuna.

Gelelim bence filme eksi yazacağımız noktalardan en büyüğüne. Evet doğru tahmin ettiniz. Senaryonun sığ olması noktasında eleştiriyorum. Evet, mitolojiden, tarihteki bazı olay ve olgulardan esinlenilmiş, ancak yine de derinliği olan bir senaryo ortaya çıkmamış. Şöyle söyleyim, oyuncu seçimleri ve performansları o kadar başarılı ki, oyuncuların performansları bile filmi kurtarmaya yetmemiş. Çünkü derinliği olmayan karakterler ve olaylar var senaryoda. Konu çok hızlı işleniyor gibi. Ama yine de film 2 saatin üzerinde. Ona rağmen karakterlerin derinliği yok, karakter gelişimi yok. Sanırsın tüm karakterler tamamen içgüdüsel olarak hareket ediyor. Aslında her karakterin kararlarında mantıklı olan yönler var gibi, ancak anlatılırken bu kararlara giden karakter gelişimi ya da düşünce şekli izleyiciye aktarılamıyor. Eksik kalıyor. Bu noktayı en çok eleştirme sebebim de biraz önce bahsettiğim gibi, mitoloji ve tarihten bu kadar esinlenilerek vaat ettiği derinliği bize yansıtamamış olması. Hem de 2 saatin üzerinde bir süreye rağmen.

Oyuncu performanslarına değinmiştim. Cast denilen, oyuncu seçimlerini başarılı buldum. Sırıtan bir oyuncu görmedim, dikkatimi çekmedi. Performans olarak da aynı şekilde başarılı buldum. Özellikle Amleth olarak Alexander Skasgard ve Fjölnir olarak Claes Bang’ın performanslarının yer yer filmi sürüklediklerini söyleyebilirim. Derinliği yazılmayan karakterlerle de ancak bu kadar olurdu.

Kısaca yetenekli ama disiplinsiz olduğu için dünya starı olamamış futbolcu misali, izlerken zevk alıyorsunuz, heyecanlanıyorsunuz ama size şampiyonluk sevinci yaşatamıyor. Dolayısıyla bir şaheser bir klasik olma vaadiyle yola çıkmış gibi görünen ama bunu başaramayan bu film için çoğu yerde aldığı 7/10 puan seviyesi filme uygun bir puan oluyor. Aslında senaryodan daha çok puan kırardım ama esinlenmeler ve oyuncuların çabası hatrına 2 puan kırıyorum. Kalan 1 puanı da yine daha fazla kırardım ama diyerek sinematografisinin hatrı ile kurtulan posterden kırıyorum.

2 comments

siryuzbilek için bir cevap yazın Cevabı iptal et