Bugün yani 18.07.2022 tarihinde KYK borçlarına ilişkin olarak faizlerin silinmesi yönünde bir karar çıktı. Karara sevinenler olduğu kadar üzülenler de oldu. İşte tam bu noktada durarak, sevinenlerin neden sevindiği, üzülenlerin neden üzüldüğü konusu üzerinde durarak bir ülke tahlili yapmak istiyorum.
KYK kredi borçlarının geri ödemesi bildiğiniz üzere normal şartlarda mezun olma tarihinden 2 yıl sonrasında başlıyor. Yani “devlet baba” bize 2 yıl gibi bir mühlet veriyor. Temelinde mantıklı olsa da erkekler için, öncesinde 1 yıl şimdilerde 6 ay gibi bir dezavantajlı sürenin göz ardı edildiğini belirtmek gerek. Askere gitmek vatani bir görev ama asker olduğumuz süre KYK nezdinde beyhude bir işmiş gibi, dikkate alınmıyor.
KYK açısından okul uzatmanın da normal karşılanmadığını, 4 yılın sonunda kredinin kesildiğini de biliyoruz. Okulu 1 yıl uzattınız diyelim. Kredi geri ödemesini de 1 yıl ertelemek istiyorsunuz. Size yeni bir ödeme planı yapılıyor, ama tabi ki faizi üzerine ekleniyor. Hatta şöyle bir örnek de vereyim; 2 arkadaş düşünün, ikisi de aynı 4 yıl içinde krediyi almışlar, ödeme tarihi gelmiş ama krediyi ödeyemiyor. Birisi gidip bu durumu KYK’ya bildiriyor ve 1 yıl ertelemeli plan yapılıyor. Yukarıda da dediğim gibi, faizi içinde olan bir erteleme bu. Diğer arkadaş ise aynı şekilde 1 yıl boyunca ödeme yapamıyor, ancak gidip yeniden yapılandırmak yerine akışına bırakıyor. İşte bu 2 arkadaş ödemedikleri 1 yılın sonunda otururlarken bu konu açılmış, faizi hesaplamak akıllarına gelmiş. Resmi olarak erteleme yapan arkadaşın ödeyeceği faizin daha yüksek çıktığını görmüşler.
Bugünkü açıklama ile birlikte taksidini ya da borcun tamamını zamanında ödeyen “örnek vatandaş” mevcut kurala göre “enflasyon farkını” da ödemişken, hiç ödemeyen vatandaş sadece ana parayı ödeyecek. Başka bir bakış açısı ile diyebiliriz ki örnek vatandaş cezalandırılmış oldu.
Yanlış anlaşılmak istemem, KYK borcu yeni mezun bir gencin üzerinde adeta kambur gibi çıkmaktadır. Bir düzenleme yapılması gerektiği açıktır. Ancak düzenleme öyle plansız yapılıyor ki, dediğim gibi örnek vatandaş tabiri caiz ise kendini “keriz” gibi hissediyor.
Bu tarz düzenlemeler sadece KYK borçları için değil tabi ki. Daha öncelerinde vergi borçları için ya da SGK borçları için veya benzer başkaca kurumlara olan borçlar için de bu tarz düzenlemeler yapılmıştı. Her seferinde “örnek vatandaş” cezalandırıldı.
Bugün sokağa çıkıp sorsanız her 100 kişiden 90 veya daha fazlası “devlete olan borcumu ödemem, zaten seçim öncesi gelecek “af” ile sadece ana parayı öder geçerim.” diyecektir. Hatta gün içerinden “ödeyenler” kelimesi Twitter Türkiye gündeminde ilk sırada yer alması buna en büyük örnek bence. İşte bu noktada olması gerekeni özendirmekten, toplumsal adaleti ve düzeni sağlamaktan uzağa giden bir anlayışın içinde buluyoruz kendimizi.
Devlet anlayışında “nasılsa devlet affeder” mantığı ile hareket edilemez, edilmemeli. Evet devlet bizim için var, ancak aynı devlet toplumsal düzeni ve adaleti sağlamak için de var. Devlet, borcunu ödememeyi özendirirse, ortada ne toplumsal düzen kalır ne de adalet. Bu noktada eleştiri olarak “kardeşim devlet ile hükümet ayrı şeyler” diyenler olacaktır. Bizim gibi toplumlarda, toplumsal hafıza içerisinde “kut” anlayışı devam ettiği için, hükümetlerimizin hemen hepsi kendini devlet olarak görmekte olup, bu şekilde hareket etmektedir. Mevcut siyasi iktidar zaten 20 yıl içerisinde devlet ile o kadar iç içe geçti ki, kim devlet kim hükümet ayırt etmek zorlanıyor. Tabi bu başka konunun yazısı. Eğer yorum gelirse, ayrıca yazarım.
Neyse konumuzu toparlayalım. KYK, SGK ve vergi borçları gibi yükümlülüklerimize ilişkin kanayan bir yara var. Bu konuların her seçim öncesi “örnek vatandaşı” cezalandıran “günü kurtaran hamleler” ile değil daha sağlıklı ve uzun vadeli düzenlemeler ile çözülmesi gerekmektedir. Günü kurtarma hamleleri, vatandaşa düzensiz olmayı, devlete olan borcundan bir şekilde kaçmayı özendiren bir anlayışa dönüştüğünde, toplumun kendi devletine olan güvenini sarsar. Uzun vadede ise, kendi devletini devlet yerine koymaktan vazgeçilir ve sömürge olmaya aday bir kara parçası haline gelinir.
Siyasi gücü veya koltuğu kaybetmemek adına yapılan hamlelerin devleti kaybetmeye sebep olacağı sınırın uçlarında dolandığımız bu hamlelere bir daha ihtiyaç duyulmayan yeni düzenlemelerin, kısa zamanda yürürlüğe girmesi dileği ile…