Arınma Gecesi

“The Purge” ismiyle 2013 yılında vizyona giren bu filmi sanırım çoğumuz izlemiş ya da en kötü duymuşuzdur. Başrollerini Ethan Hawke ve Lane Headey’in paylaştığı bu filmin IMDb puanı 5.7. Ancak ben bu puanın düşük kaldığını, filmin daha iyi bir puana sahip olması gerektiğini düşünüyorum.

Konusundan kısaca bahsedecek olursak her yıl 21 Mart akşamı saat 19:00’dan, 22 Mart sabahı 07:00’a kadar olan 12 saatlik dilimde üst seviye siyasiler dışında kalan herkese karşı suç işlemek serbest. İkinci bir şart ise kimyasal silahlar bu suçlarda kullanılamayacak. Aksi halde kural ihlali oluyormuş. Polis, itfaiye, hastane gibi kurum ve kuruluşlar bu 12 saatlik dilimde devre dışı. Yani eğer üst düzey siyasetçi değilseniz, tamamen kendinizle baş başasınız. Film ise başrollerimizin aile evinde 21 Mart 2022 yılında geçen olayları ele alıyor. Saat 19:00 öncesi biz de aile ile birlikte o eve kapanıyoruz ve gece boyunca olan olaylara şahitlik ediyoruz.

Film boyunca sıkılmadan vakit geçirdim. Gerilim kısmını yakalayabildim mi diye sorarsanız, onu yakalayamadım. Ancak beni filmin içine çeken işlenişinden ziyade işlediği konu oldu. Amerika’da yeni bir sistem ile sadece bu 12 saatlik Arınma Gecesi’nde suç işlemenin serbest olması ile işsizlik oranı düşürülmüş, Arınma dışında kalan zaman dilimlerinde suç işleme oranı da yok denecek kadar azalmış. Vaat ettiği düzen neredeyse ütopik bir düzen. Ama her yıl 12 saatlik vahşetin 12 saatlik distopyanın üzerine inşa edilmiş bir ütopya. Bu açıdan bakınca konusunun çok ilginç olduğunu düşünmeye başlamıştım. Hâlâ aynı düşüncedeyim, değişen bir şey yok 🙂

Film bize Sandin ailesinin evinde geçen olayları anlatıyor ama film başında aracın radyosundan, daha sonra evin içindeki televizyon yayınlarından anladığımız kadarıyla sistem tartışmaları günden güne yükseliyor. Sistemin ütopik kısmına bakanlar sistemi savunurken, distopik kısmına bakanlar sisteme muhalif olarak konumlanıyorlar. Sistem yanlıları ile muhaliflerin arasındaki gerilim ise her yıl daha da artıyor. Spoiler olmaması açısından muhaliflerin savundukları görüşlerin ne olduğunu bu satırlarda zikretmeyeceğim. Ancak çıkış noktaları ve vardıkları nokta açısından baktığımda, eğer böyle bir düzende yaşıyor olsaydım kesinlikle muhalif olurdum, şeklinde düşündüm.

Tabi film içerisinde hem destekçilerin hem de muhaliflerin görüşleri o kadar güzel anlatılmış ki, dinlediğinizde her iki tarafın cümleleri de mantıklı geliyor. Ancak ben kendimi muhalif olanlara daha yakın hissettim. Zaten hikayenin temelinde sınıf çatışması var. Eh bizler de çoğu zaman ezilenden yana oluyoruz ya, belki de bu yüzden kendimi muhaliflere yakın hissediyor olabilirim 🙂

Oyunculuklar açısında değerlendirdiğimde başarılı bulduğumu eklemeliyim. Müzikler konusunda da ne çok artı ne de eksi bir yönü var. Filme uygun bir müzik seçimi olmuş. Ancak gerilim konusunda beni içine çekemediğini söylemiştim. Belki daha farklı müzikler ile gerilimi bana yansıtabilir miydi bilmiyorum. Nihayetinde filme puan verirken değerlendirdiğim bir husus oluyor. Senaryo açısından, işlediği konu, aktarım şekli ve kendi içerisinde aşırı derecede tutarlı olduğunu düşündüğüm için de 5.7 olan puanının az olduğunu düşünüyorum. Filmin süresinin ideal tutulduğunu da belirterek ve yukarıya doğru ufak bir yuvarlama ile 7/10 veriyorum bu filme. Aynı zamanda öneriyorum. Çünkü son dönemlerde özellikle sosyal medya üzerinden böyle bir geceyi isteyenlerin arttığını düşününce filmin ana temasındaki olayları iyi tahlil etmek gerektiğini düşünüyorum. Muhtemelen ilerleyen zamanlarda filmi ve hatta seriyi baz alarak bu yönde bir yazı kaleme alacağım. O yüzden filmi şimdiden önereyim 🙂 Unutmadan film hakkındaki görüşlerinizi aşağıya yorum olarak bırakmayı unutmayın 🙂

3 comments

siryuzbilek için bir cevap yazın Cevabı iptal et