12 Maymun

12 Maymun… 1995 yapımı bir film. Ama nasıl bir film? Harika. Yani bana göre. Çünkü senaryosu ve işleyişi o kadar güzel ki, izlerken hayran kaldım. Benim açımdan en önemlisi de film bittikten sonra üzerine düşündüğümde iki farklı teori üretebildim ki bu benim için çok iyi bir beyin jimnastiği oldu.

İzlemeyenler için kısaca konusundan bahsedelim. 1996 yılının sonunda çıkıp 1997 yılında tüm dünyayı sarıp sarmalayan bir virüsün insanlığı tehdit etmektedir. Hayatta kalan çok az sayıda insan yer altında üs kurup hayatını orada sürdürmektedir. Bir zaman makinesi keşfederek mahkumları geçmişe gönderip virüsü önleme planını hayata sürerler. Mahkumlardan James Cole(Bruce Willis) yanlışlıkla 1990 yılına gönderilir. Virüsü engellemek isteyen Cole kendini akıl hastanesinde bulur. Burada psikiyatrist Kathryn Railly(Madeline Stowe) ve çılgın oda arkadaşı Jeffrey Goines(Brad Pitt) ile tanışır. Daha sonra Cole kendisini karmaşık olayların içinde bulur.

Yazının devamı için spoiler uyarısı yapalım. Eğer hâlâ izlemeyen varsa önce izlesin. Çünkü bu güzel senaryodan alacağınız zevki bozmak istemem.

Zaman yolculuğu hakkında bir hikaye ya da senaryo yazmak çok zordur. Çok fazla detay var ve zaman akışı normal anlamda gitmediği için detayları birbiri ile çelişmeden doldurmanız gerekiyor. Çeliştiğiniz yerde akıllarda soru işareti kaldığı için başarılı olma ihtimaliniz düşer. Bazı detayları okuyucu veya izleyiciye bırakırsanız kendi hayal dünyası ile dolduracağı için kendini filmin içinde hissedebilir. 12 Maymun filminde de bunu görüyoruz.

Film bittiğinde senaryo üzerine düşündüm. Çünkü içini doldurmamız gereken detaylar vardı. Düşündükçe iki farklı şekilde ve doğal olarak iki farklı hikaye şeklinde tamamladım senaryoyu.

Birinci senaryo
Bir virüs salgını var ve bilim adamları buldukları zaman makinesi ile geçmişe müdahale ederek bir zaman kırılması sonucunda hastalığı durdurmak istiyor. Ancak filmin sonunda görüyoruz ki virüs yine dağılıyor. Hatta Kathryn’in telesekretere bıraktığı kayıt, duvara yazdığı yazılar, hava limanında olan olayların James’in anılarından öğrendiğimiz şekilde olması gibi detaylardan öğrendik ki olay nasıl gerçekleştiyse aynen gerçekleşiyor. Yani ortada bir zaman çizelgesi var ve değiştirebilmeniz mümkün değil. Zaman yolculuğu keşfedilmeden öncesinde yani 90’lı yıllarda gelecekten gelen zaman yolcuları vardı ve bunlar zaten asıl olan zaman çizgisi içindeydi.

Bu senaryo toptan kadercilik şeklinde de adlandırılan zaman çizgisine uygun oluyor. Zamanı ve olayları bu şekilde algılayan ve buna inanan insan sayısı hiç de az değil. “Kader mahkumuyum” ya da “alın yazımız bu şekildeymiş” diye kurulan cümleler bu inancın bir ürünüdür. Film bir yanı ile bu algılayış biçimine uygundur. Ancak bu senaryo filme göre fazla basit kalıyor.

İkinci senaryo
Bu senaryoda zaman kırılmasının gerçekleştiğini savunuyoruz. Zaman kırılması gerçekleşmeden önce Jeffrey ve arkadaşları 12 maymun çetesi olarak virüsü dünyaya salmıştır. James’in çocukluğuna dair hatırladığı havalimanında olan sahnede Jeffrey var ya işte o sahne de zaman kırılması olmadan önce olan sahnedir. Vurulan kişi ise James değil tabi ki.

Şimdi zaman kırılmasının nasıl gerçekleştiğini konuşalım. Zaman makinesi icat edildiğinde bilim insanları makinenin kullanımını tam olarak çözememişlerdi. Bu yüzden istenilen tarihten farklı tarihlere gidiyordu zaman yolcuları. Gidenlerin yerini ve zamanını bilemedikleri için giden kalıyordu. Bunu da James’in yan hücresinde olan mahkumun söylediklerinden anlıyoruz. Ancak sıra James’e gelene kadar makinenin kullanımını az çok çözmüşlerdi. Bu yüzden daha yakın bir tarihe gönderebildiler. Sonradan geri getirebildiler.

James ikinci defa gittiğinde Kathryn bir konferans veriyor. Bu konferans içerisinde bir komplo teorisinden bahsediyor. Eski tarihlerden beri bir anda ortaya çıktığı ifade edilen kişilerin bir virüs salgını ile insanlığın büyük çoğunluğunun yok olacağını söylediklerini anlatıyor. Hatta bunu veba, ispanyol gribi gibi hastalıkların hangisi için uyarlarsanız tutmuş birer kehanet olarak değerlendirilebileceğini de söylüyor. Ancak biz biliyoruz ki James’i gönderen bilim insanlarının yanlış tarihlere gönderdikleri zaman yolcuları o kişiler. Mesela milattan önce tarihini giden de var 15.-16.yy civarına giden de var James gibi dünya savaşı zamanını gören de. Hepsi gittikleri zamana tek bir şey için gitmişti. 1996 sonunda ortaya çıkacak virüs salgınına karşı insanlığı uyarmak ve salgını önlemek.

Farklı tarihlerde esrarengiz bir şekilde ortaya çıkan kişilerin gelecekten geldiklerini iddia ettikleri, ortalama aynı tarihleri belirterek bahsettikleri virüs salgını hikayesi komplo teorileri ve kehanetler ile ilgilenen çeşitli grupların dikkatini çekiyor. Bu grupların bazıları ise o tarihlerde virüs salgının olması gerektiğini düşünür hale geliyor. Bu tip bir gruba dahil olan Dr. Peters, Jeffrey’in babası Dr. Goines’in yardımcısı konumunda. Peters’e göre insan ırkı dünyaya iyi gelmiyor ve bir şekilde son bulması gerekiyor. Geçmiş dönemlerde esrarengiz şekilde ortaya çıkan bu insanlar ise Cassandra Sendromu(Cassana mitolojide geleceği gören ama gördükleri konusunda kimseyi inandırmayan bir karakterden alıyor ismini) diye adlandırılan sendromun kurbanı oldukları için kimse onlara inanmıyor. Halbuki onlara inanılması gerekiyor ve gerçekten bir kimyasal silah ile insanlık son bulmalı. Bunu yapabilecek, başarabilecek kişiler insanlığı yok edecek girişime hizmet etmeli.

James ve Kathryn bir şekilde Dr. Goines’e ulaşıp Jeffrey’in virüs planından bahsettikleri, Dr. Goines’in onlara inanmadığı ama bir yandan da tedbir almak için virüsün güvenlik şifresini Dr. Peters’e vermesine sebep oldukları bir olay daha var. Diğer yandan James, Jeffrey üzerinde etkili olarak onun planlarını değiştirmeye çalışıyor. Bunda etkili de oluyor. Jeffrey virüs fikrine hiç ulaşmadan sadece hayvanat bahçseindeki hayvanları özgürlüğüne kavuşturacak bir plana yönleniyor.

Özetleyecek olursak; ilk zaman çizgisi Jeffrey’in virüsü serbest bırakması ile ilerlerken, bilim insanlarının zaman makinesini icat edip farklı tarihlere gönderdikleri zaman yolcuları sebebiyle kehanet haline dönüşen ve ciddi bir şekilde fanatik taraftarlar toplayan çeşitli tarikatlar ile bu tarikat üyelerinden birisi olan Dr. Peters tarafından yine aynı tarihte virüsün Dünya’ya salınacağı bir zaman kırılması ve yeni bir zaman çizgisi şeklinde devam ediyor.

Sonuç
Zaman yolculuğunu konu alan filmlerden ve bu teorileri ortaya atanların iddialarına göre eğer bir zaman yolculuğu yapılırsa, bu yolculuk her hâlükârda bir zaman kırılmasına sebep verecektir. Bu da asıl olan zaman çizgisinin dışında paralel bir zaman çizgisine geçiş yapılması anlamına geliyor. Bu yüzden ikinci senaryo bana daha mantıklı geliyor.

Anlattığım senaryoya göre havada kalan noktalar varsa sorunuzu yorumlara yazarsanız elimden geldiğince cevaplandırmaya çalışırım. Size göre senaryo daha farklı ise yine yorum olarak yazarsanız üzerine konuşabiliriz.

2 comments

  1. İlk olarak dizisini seyretmiştim ve hayran kalmıştım. Her soruya cevap veriliyordu ve olay örgüsü ilmek ilmek işleniyordu. Ayrıca karakterler çok iyiydi. Aynı isimde filminin olduğunu sonradan öğrendim ve izlemiştim. Nedense dizi kadar keyifli hissettirmedi bana. Hatta ana konu dışında içeriğine dair pek bir şey hatırlamıyorum. Sağlam kafayla bir kez daha izlemem lazım sanırım. Ne olursa olsun zaman yolculuğu ile ilgili film ya da dizileri izlemekten keyif alıyorum. Bu da onlardan birisiydi. Brad Pitt efsaneydi. Dizide aynı karakteri Jennifer Goines olarak Emily Hampshire canlandırmıştı. Onun da Brad Pitt kadar çatlak olduğunu söyleyebilirim.

    Beğen

    • Dizisini henüz izlemedim. Ancak filminde hem kadro hem de senaryo açısından kaliteli bulduğumu yinelemiş olayım. Oyunculuk performansları zaten çok iyi. Yorumunuzdan sonra zaten listemde olan diziyi, ön sıralara doğru çekmem gerektiğini düşünüyorum 🙂

      Beğen

semihkecec@gmail.com için bir cevap yazın Cevabı iptal et