Harry Potter ve Sırlar Odası

Evet serinin ikinci filmi ile devam ediyoruz. Kitap sırasında muhtemelen en az sevilen kitaptır. Ancak hikayenin genelinde çok önemli bir yere sahip olduğu aşikar. Yazarın hikayenin sonunu bu aşamadan itibaren planladığı ve ilmek ilmek işlediği ortada. Peki filmi için neler söyleyebiliriz? Gelin hep beraber yorumlayalım.

Öncelikle filmin senaryo anlamında başarılı olduğunu ancak uyarlama anlamında başarısız olduğunu kendi adıma dile getireyim. Daha önce “kitapları filme uyarlama” üzerine yazmıştım. Orada da dile getirdiğim üzere hem maliyet hem zaman açısından belli başlı sınırlara takılması normal. Ancak bu seride yapabileceklerini de yapmamış olmaları ya da farklılaştırmalarını pek kabul edemiyorum. O yüzden başarısız bir uyarlama olduğunu düşünüyorum. Yeri gelmişken yazının devamında spoiler olduğu uyarısını da yapalım.

Senaryo anlamında şöyle bir durum da var. Mesela Knockturn Yolu sahneleri de hızlı geçilmiş. Tamam kara büyü ile alakalı mekanların olduğu bir sokak. Bunu vermişler. Ancak Lucius Malfoy ve Draco Malfoy ile karşılaştığı sahneler yok. O sahneler en fazla 3-5 dakika kadar eklerdi filmin süresine. Bence Harry’nin saklandığı dolabın ileriki filmlerde bir detay olarak kullanılacağı düşünülürse bence değerdi. Tabi bir ekleme yapayım. Bu sahne extended versiyonda var. O yüzden bir artıyı da verelim.

Ama Dobby ile olan sahnelerde Dobby’nin pastaya yaptığı büyü sonrası Sihir Bakanlığı’ndan gelen uyarı mektubu filmde hiçbir şekilde yer edinememiş. Halbuki hemen bir sonraki Azkaban Tutsağı filminde ve beşinci film olan Zümdürüanka Yoldaşlığı’nda Harry’nin yargılanmasına sebep olan olayın temeli bu filmde Dobby’nin yaptığı büyü. Tabi bu açıdan bakılınca filmde tek büyü ile yargılandığı havası seri içinde tutarlı olsa da bence filmde yer alması hoş bir detay olurdu. Sonuçta kitaptan çeviriyorsunuz ve altı üstü birkaç dakikalık sahneden bahsediyoruz. En azından extended versiyonda olsaydı da onu izleyip sinirlerimize hakim olsaydık. Neyse… Böyle giderse sahne sahne yanlışları bulup size sıkıcı bir yazı bırakmış olurum. Burada duruyor ve filmin diğer alanlarına geçiyorum.

Oyuncu kadrosunu başarılı bulduğum filmlerden. Seriye tek filmlik katılan Gilderoy Lockhart karakteri kitaptaki anlatımlara uyuyor ve bu seçimi övmek gerekiyor. Zaten diğer karakterler yerli yerinde. Bir tek Daniel Radcliffe’nin büyüdüğü ve iyi oyuncu olmadığını yavaştan bu filmde görmeye başlıyoruz. Ona rağmen Rupert Grint ve Emma Watson’un başarılı performansları ile arada götürüyor kendini.

Müzikleri konusunda zaten yoruma gerek yok başarılı. Dumbledore’nin şöyle bir repliği var ya “müzik, burada yaptıklarımızın ötesinde bir büyü” diye, işte filmin müziklerini de tanımlayan bir replik aslında.

Filmin en beğendiğim yanlarından bir tanesi şu; kitapta çataldili olarak bir tanımlama vs yok. Ancak filmde ayrıca bir dil oluşturmuşlar. Bu yönüyle izleme açısından olumlu yönde bir katkı sağladığını düşünüyorum. Bu övgüyü es geçmeyelim 🙂

Konuyu toparlayacak olursak, tekil ve kitaptan bağımsız olarak baktığımızda başarılı bulabileceğimi düşündüğüm ancak kitaptan bağımsız düşünemediğim için pek başarılı bulamadığım bir film oluyor. Peki sizler ne düşünüyorsunuz?

2 comments

  1. Aslında kitapları okumadığım için filmler benim için yeterince iyi hatta harikalar 🙂 Kitaplarla tanışmadan önce filmleri izlediğim için büyü bozulsun istemiyorum ^^

    Beğen

    • Ben yaptım onu ve filmlerini beğenemiyorum. Ama kitaplarını okumanı tavsiye ederim. Hikayenin asıl güzel detayları filmde yok gibi. Bence kitaplarını okuyup filmleri beğenmemek için değer

      Beğen

adamkarga için bir cevap yazın Cevabı iptal et