SİRYUZBİLEK KİMDİR?

Merhabalar, ben Siryuzbilek,

Bu siteyi açmamdaki sebep izlediğim filmler üzerinden yorumlar yaparak bir tartışma ortamı olması ve başta kendim olmak üzere takip eden herkesin filmlere bakış açısını geliştirme isteği.

Öncelikle yazdığım yazılarda spoiler, tatkaçıran, sürprizbozan dediğimiz içerik bilgisi bulunacaktır. Bu uyarıyı her yazının gerekli yerinde hatırlatacağım. Sonuçta içerik hakkında yapılacak yorumlarda spoiler vermemek imkansız 🙂

Yer yer film önerisi listeleri de yayınlamayı düşünüyorum. Bu kapsamda siz takipçilerin önerilerini de dikkate almayı planlıyorum. Sadece benim değil herkesin görüşlerini dikkate alan bir site olacak burası.

Neden Siryuzbilek adını kullanıyorum? Çünkü Harry Potter serisi kitap olarak en sevdiğim serilerden ve hikayede en sevdiğim karakter de Sirius Black. Aktör olarak Gary Oldman en sevdiğim isimlerdendir. Tabi Harry Potter serisi sinemaya aktarıldığında Sirius Black karakterini Gary Oldman canlandırınca benim için tadından yenmez bir hal almıştı. Bu sebeple Sirius Black ismini kendimce Türkçeleştirerek Siryuz Bilek kıvamına getirdim. Sonra bu ismi sevdim ve kullanmaya karar verdim.

İlerleyen zamanlarda sayfanın aldığı reaksiyon ve geri dönüşlere göre geliştirme düşüncem var. Bunu da yaşayarak göreceğiz. 🙂

Çizim www.drawingskill.com adresinden alınmıştır.
Çizim http://www.drawingskill.com adresinden alınmıştır.

8 comments

    • Benim için en iyi karakter – oyuncu eşleşmesi bile olabilir. Kitapları okurken düşündüğüm şey, hepimiz sıkıştığımız anda fikirlerini merak ettiğimiz, rahatça danışabildiğimiz bir Sirius arıyoruz etrafımızda. En sevilen karakterlerden birisi olması bence buraya dayanıyor.

      Beğen

  1. SİR Alex Ferguson gibi de düşünülebilir hem. Benim en sevdiğim karakter Hagrid. İnsan fiziğiyle bu kadar mı barışık olur ya.

    Beğen

    • Hagrid benim de en sevdiğim! Kayalıktaki kulübeye girişiyle başlayan o ikonik sahnede ilk söylediği şey “bi çayınız yok muydu yav?” gibi bir şeydi. Müthiş doğal bir karakter. Fiziğiyle de barışık, geçmişiyle de. Mağdur edebiyatı yok. Karakteri de fiziği kadar olgun. Maşallah ya. (Konudan bağımsız, Hagrid’i görünce dayanamadım. Kusura bakma Siryuz. Sirius’un yeri ayrı tabii).

      Beğen

      • Mağdur edebiyatı yok mu? Bence var, ama bilindik yöntemlerin dışında bir yöntem ile mağdur edebiyatı yapıyor. Fiziği ile tam olarak barışık olduğunu da düşünmüyorum. Özellikle Ateş Kadehi kitabında Madam Maxime ile yapmış olduğu yarı-dev muhabbeti aslında fiziğine ilişkin duymuş olduğu duyguların dışa vurumudur. Annesinin dev olduğunu söylerken biraz utanarak ve sıkılarak söylemesi, ve büyücü dünyasında devlerin pek hoş karşılanmamasından dolayı, dışlanmamak adına böyle bir bilgiyi saklama ihtiyacı ve sadece kendisi gibi olduğunu düşündüğü kişiye açılması, fiziği ile tam olarak barışık olmadığını gösterir bence. Ama tabi elinden bir şey gelmediği için ve kayalıklardaki kulübede Dursleyler’i bastırırken fiziğini kullanması, Knockturn yolunda Harry sıkışmışken iriliği ile herkesi sindirip Harry’i kurtarması gibi örneklerde de bunu kendince avantaja çevirebilmesi bizlerde bu intibayı uyandırıyor diye düşünüyorum. Ayrıca sıcakkanlılığı da fiziği ile barışık hissi uyandırıyor bizlerde. Mağdur edebiyatı yaptığı yerlerden birisine gelecek olursak Fluffy ile ilgili bilgileri ejderha yumurtası karşılığında vermesi gibi örneklerde yapmış olduğu hatayı bizlere kabullendirirken mağdur edebiyatı yapıyor. Neymiş efendim hep bir ejderhası olsun istermiş de yasalar gereği olamıyormuş da büyücüler ne dermiş de ama fırsatını bulunca hayati bir bilgi karşılığında elde etmek için makul sebepler değil. Ancak bize anlatırken bu noktalardan girmesi bence net bir mağdur edebiyatıdır. Tabi bunlar Hagrid’in kötü bir insan olduğunu göstermez. Hagrid her ne kadar sakar olsa da, bazen aklını kiraya vermiş gibi davransa da birçok olayın çözülmesinde yapmış olduğu katkıları göz ardı edemeyiz. Biraz önce dediğim sıcakkanlılığı ve samimiyeti de gönlümüzde taht kurmasına sebep olmuştur. Sonuç itibariyle yine de bir Sirius değil 🙂

        Beğen

        • Ama yarı dev olduğunu hiçbir zaman alenen dile getirmemesi fiziğiyle barışık olmamasından değil, büyücü toplumuna hakim olan etnik ayrımcılığın hışmına uğramak istememesinden kaynaklanıyor. Bu durum mağdur edebiyatı yapmadığı fikrini de destekliyor aslında. “Siz büyücüler biz devleri/yarı-devleri dışlıyorsunuz” düşüncesi onun karakterinde belirleyici bi unsur değil. Hatalarını meşrulaştırmak için suçu dışarıda arama huyu var tabii, evet, galiba Fluffy örneğinde mağdur edebiyatının bir görünümü var diyebiliriz ama o kadarı kimde yok ki. Yani demek istediğim onun karakterinde çok belirleyici bir şey değil. Asıl okuldan kovulmasını mesele etmemesi vardı benim aklımda. Yani “ben şöyle ezildim, şöyle mahrum edildim, o yüzden hatalarımı mazur görmek zorundasınız” diye söylenip durmuyor ya, hayatının geldiği noktada elindeki imkanlarla yetinip mutlu olabilen biri işte. Sirius’un olayı tabii çok farklı, o Harry için bir baba figürü. Çok daha uzun süre, çok daha yakınında olmasına rağmen Hagrid bu anlamda hiçbir zaman Sirius’un yerini tutmadı Harry’nin maneviyatında.

          Beğen

          • Aslında en büyük mağduriyet rolü yaptığı konulardan biri okuldan atılma konusu. “Haksız yere okuldan atıldım, ama kırılan asamı şemsiyemin içinde saklarım, bilenler de bunu mazur görmeli” diyerek hareket ediyor. Yabani ve vahşi hayvanları sevmesini kabul ettirme konusu da yine mağduriyet halleri. Sonra mesela Grawp’ı Yasak Orman’da saklaması, “ama o zayıf bir dev, onu eziyorlardı” diyerek kabul ettirmeye çalışması da mağdur edebiyatı. keza Aragog’a sahip çıkıp, Harry ve Ron’u yem etmeye çalışmasını bile “ama ben okuldan onun için atıldım, şimdi onu sokağa atamam” tripleri ile cenaze töreni düzenlemesi bile kendi içinde mağdur edebiyatıdır. Bu konuda bence Hagrid masum değildir, “ama o kadarı kimde yok ki” diyemem 🙂

            Beğen

            • Aaa hiç katılmıyorum, hatta bu sefer sadece yorum konusunda değil sanırım olgular üzerine de ayrı düştük. Kırık asayı kullanmaya devam edebilmesini hiç anlamamışımdır (o başka mesele) ama kullanmaya devam ettiğini gizliyor bir kere. Kullandığını bilenler kullanmamasına sebep olanlar değil ki. Yani Dumbledore’a mı mağdur edebiyatı yapacak asa konusunda? Tam aksine Dumbledore’a koşulsuz şartsız minnet duyuyor. Yırtıcı canavarlardan gerçekten hoşlanıyor Hagrid, Aragog’a ilgisi de o kapsamda. Yani aslında yaratıkları çok da umursamadığını ama işte millete kendi mağduriyetinin acısını göstermek için abarttığını söyleyemezsiniz, kesinlikle katılmıyorum. Harry’le Ron’u Aragog’a gönderirken Aragog’un kendisini yemediği gibi onları ya yemeyeceğini düşünüyor bence. Yaratığa bu kadar güvenmesi Hagrid’in gerçekçi olmadığını, kendi aleminde yaşadığını ispatlar sadece. Yoksa yaratığı kullanarak mağduriyet kasacak olsa bunu niye Harry ve Ron üzerinden yapsın. Grawp’la ilgili fikri de aynı şekilde kendi dünyasındaki samimi düşüncesi olabilir veya gerçekten doğru da olabilir. Diğer devlerin Grawp’a nasıl davrandığını görmedik (kitapta var mıydı, beşinciyi uzun süredir okumadım, hatırlayamıyorum), gerçekten Grawp’ı ezmiş olabilirler. Hagrid de onu onlardan alıp kendi yanına getirmiş. Bunların hiçbirinde mağdur edebiyatı yok.

              Beğen

Furkan Karaboğa için bir cevap yazın Cevabı iptal et