Hagrid Mağdur Edebiyatı Yapıyor muydu?

“Siryuz kimdir?” başlıklı “hakkımda” yazısının altındaki yorumlardan sonra Hagrid’in mağdur rolünü oynayıp oynamadığını tartışmak istedim. Bu yüzden, aradan bir müddet zaman geçse de aldım klavyemi başladım yazmaya. Harry Potter hikayesi içerisinde Hagrid’in mağdur rolü oynayıp oynamadığını tartışacağız.

Hagrid fiziği ile barışık mıydı? Yarı-dev olması ve devlerin büyücü dünyasında hor görülüyor olması kartını oynayarak, mağdur edebiyatı yapıyor muydu?

Bence yapıyordu. Buna örnek olarak da Ateş Kadehi bölümünde Madam Maxime ile yapmış olduğu yarı-dev muhabbetini gösteriyorum. Madam Maxime’nin fiziğinden dolayı onun da yarı-dev olduğunu düşünen Hagrid, yarı-dev olmayı saklayarak büyücüler arasında yaşamanın zorluğuna dikkat çekmeye çalışıyor. Bunu yaparken de mağdur kartını oynuyor. “Ben mağdurum sen de mağdursundur” düşüncesi ile Madam Maxime ile flörtleşme çabası içerisine giriyor. Bunu yaparken sırf Madam Maxime ile yakınlaşma amacıyla bunları anlattığını düşünmüyorum. Tam olarak ve gerçekten o şekilde düşündüğü için bunları dile getiriyor. Kendi gibi gördüğü kişiye karşı dile getirmesi de bence bunu gösteriyor.

Mesela Aragog nedeniyle Sırlar Odası’nı açan kişinin Hagrid olduğunun düşünülmesi ve okuldan atılmasına giden süreç… Bu sürecin sonunda Hagrid’e güvenen ve ona sahip çıkan Dumbledore…. Felesefe Taşı’nda Hagrid ile tanıştığımız andan itibaren Hagrid ve şemsiyesi arasındaki ilişkiyi görüyoruz. Sonra Mr. Ollivander’ın dükkanında asasının kırılması ile ilgili kısımda şemsiyeye sımsıkı sarılması ile asasını şemsiyenin içinde hâlâ sakladığını anlıyoruz. Harry’nin de anladığını gören Hagrid, Harry’e bunların arasında kalmasını söylüyor. Sırlar Odası’nda da “ben tuhaftım, bu yüzden Sırlar Odası’nı açma ihalesi bana kaldı ve haksız şekilde okuldan atıldım. Mağdur edildim. Bu yüzden de asa kullanma hakkımın elimden alınması da haksızlık olduğundan dolayı, gizli saklı asa kullanmayı kendime hak görüyorum” mantığı ile mağdur edebiyatı yapmaktadır.

Felsefe Taşı bölümünü hızlı geçtik. Geri dönelim. Fluffy ya da Norbert hikayelerini de sadece Hagrid’in değişik yaratıklara olan merakı ile açıklayamıyoruz. Bu yaratıkların bakılması, yetiştirilmesi açıkça yasak. Ancak Hagrid hayatı boyunca dışlanmış ve mağdur edilmiş. Bu yüzden bu yasakları çiğnemek de Hagrid’in hakkı. Ne var yani kulübesinde ejderha besliyorsa? Hayır efendim, bu hareketin meşru görülmesini istemesi bile “ben hep mağdur edildim, bir sefer de istediğim olsun. Ben küçüklüğümden beri ejderham olsun istemiştim, işte oldu. Lütfen bende kalsın bu ejderha” minvalinde cümlelerle meşrulaştırma yöntemine gidiyor olması, mağdur kartının masanın üzerine koyduğunu bizlere gösteriyor. O kadar mağdur edildim, birkaç yasağı çiğnemek de benim tazminat hakkım dercesine… Yasak kardeşim ejderha, herkese yasak, Hagrid’e de yasak. Sanki yedi krallığı fethedecek…

Farklı bir nokta daha yazayım. IBM’in bir bilgisayarı varmış, adı Watson. Bu bilgisayar metinleri ya da filmleri analiz ederek sonuçları paylaşıyormuş. Bakın bu Watson, Harry Potter serisini hem kitaplar hem de filmler üzerinden karakter analizi yaparken Hagrid için şunları raporlammış; “Hadrid sıcakkanlı ve içten bir kişi gibi görünse de ağır bir depresyon halinde, bunun sebebi de okuldan haksız şekilde atılmış olması hâlâ ızdırap veriyor Hagrid’e” Yazıyı yazarken acaba Hagrid hakkında benim gibi düşünen biri var mı diyerek yaptığım araştırma sonucunda buldum bu analizi. Evet, Watson isminde bir yapay zeka da benim gibi düşünüyormuş. Benim gibi derken, Hagrid’in kendi ile barışık olduğunu düşünsek de onun aslında mağduriyetini kendince problem haline getirdiğini ifade ediyoruz, başa bir deyişle içinde sürekli bir depresyon hali. Bazı olaylarda da bu depresyonu, kendi “tuhaf” hareketlerini meşrulaştırma çerçevesinde dışa vuruyor. İşte bu dışa vurma anı bana göre net şekilde “mağdur edebiyatı” yapacak şekilde oluyor.

Azkaban Tutsağı’nda Draco Malfoy’un Şahgaga tarafından saldırıya uğramasında Malfoy’un ağır suçu var ama, Hagrid’in hiç mi suçu yoktu? Lucius Malfoy’un karanlık yanda olmasını ve Draco’nun abartılı tepkilerini ön plana çekerek kendi suçunu saklamaya ve kendini aklamaya çalışmıyor muydu? Bunu yaparken de vicdanımıza oynamıyor muydu? Bence kesinlikle evet. Hagrid Şahgaga gibi saldırgan olabilen bir yaratık ile ders işlemeyi masum bir şeymiş gibi görerek ya da Şahgaga’yı da olabildiğince masumlaştırarak olayın gerçekleşmesinde rol oynuyor. Draco kadar suçu olmasa da Hagrid de suçluydu ve bu suç neredeyse Şahgaga’nın hayatına mâl olacaktı. İstediği kadar vicdanımıza oynayacak şekilde mağdur edebiyatı yapsın, bu gerçek de ortadadır.

Diğer yandan sakarlıkları ile verdiği zararları hiç saymıyorum. O konuda iflah olmaz birisi. Ama sakarlığının edebiyatını mağdurlaştırarak yapmıyor. Hakkını yemeyelim.

Yazının sonuna gelirken bir konuda anlaşalım. Bahsettiğim mağdur edebiyatı Şahgaga tarafından çizilmiş kolunun ağrısını sanki kolu kopmuşçasına abartan Draco seviyesinde değil. Ron’un fakir edebiyatı yaptığı seviyede de değil. Ancak Hagrid de bal gibi mağdur edebiyatı yapıyor.

Sizce Hagrid mağdur edebiyatı yapıyor muydu? Katılıyor musunuz yoksa karşı mı çıkıyorsunuz bu düşünceye 🙂

2 comments

  1. En sondaki Malfoy ve Ron örnekleri ne güzel olmuş, çünkü onlar gerçekten edebiyatçı. Hagrid öyle değil işte, benim fikrim hâlâ değişmedi 🙂 Yasaklı yaratıkları beslerim, bu da benim tazminatım diye bir düşünce ben hiç hatırlamıyorum. Norbert olayı mesela salt kişisel tutkusunun ürünü. Atılmadan önce okulda akromantula besliyordu, atıldı diye merak salmadı ki yaratıklara. Şahgaga’ya ilgisi de aynı şekilde tamamen kişisel tutku. Derste dangalak öğrencilere karşı tehlikeli olabileceğini bilmesi gerekirdi, yani Malfoy’un yaralanmasında masum demiyorum ama o başka bir konu, mağdur edebiyatı yok Şahgaga’nın yargılanmasında. Yargılama haksız, Hagrid elbette üzüntüsünü açıkça yaşıyor, ama bu yargılama bir zamanlar mağdur edilmesiyle ilgili bir olay değil. Toplumun elit üyesinin züppe çocuğunu çocuğun kendi aptallığının sonuçlarından koruyamamanın cezasını çekiyor. Madam Maxime’le yakınlaşmasını da ben çok doğal karşılıyorum. Herkes kendi klasmanında sevgili edinmez mi 🙂 Hagrid’in yarı dev olduğu kitaplarda insanların konuştuğu bir şey değil, tamam ama bundan Hagrid’in bunu gizlemeye çalıştığı düşüncesine de varamayız sanki. Büyücülük dünyasında insan türündeki cadı ve büyücüler dışında herkes ikinci sınıf varlık zaten, ha devler ev cinlerinden bile kötü muamele görmüş (direkt öldürülmüşler) ama Hagrid’i öldürmemelerinin sebebi dev-soyundan olduğunun bilinmemesi değildir diye düşünüyorum. Cümleyi daha düzgün kurayım: o cüssede bir adamın soyu da biliniyordur bence. Ama belli ki topluma uyum sağlamış, Hogwarts’a kabul edilecek kadar büyücülük becerisi göstermiş, atıldıktan sonra da yaşayan en güçlü büyücü ona kefil olmuş. Böyle birinin ancak arkasından konuşurlar. Asasını kırmaktan daha fazlasını yapamamışlar işte. Uğradığı mağduriyet de bu zaten. Haksız yere kovulmak. Benim baştan beri demek istediğim, bu haksız kovulmanın edebiyatını yapmamasıydı. Buna üzülmüyor, bu olayı hatırlamıyor ve içerlemiyor demiyorum. Bunları Harry’le daha ilk tanışmalarında ve sonraki zamanlarda yer yer görüyoruz elbette. Ama bundan kaynaklı bir mağdur edebiyatı yok. Hâlâ sevenleri var, Çatlak Kazan’da “her zamankinden koyuyorum?” diye karşılanan, belli ki arkadaş canlısı bir insan. Mağdur edebiyatı yapan biri öyle olmazdı bence. Sürekli ağlak biri olması lazımdı. Sadece Rita Skeeter’ın yazısı Hagrid’i o derece bunalıma sokmuştur herhalde ki onu bile atlattı nihayetinde.

    Beğen

    • Hagrid’in kırık asasını, şemsiyenin içinde hâlâ taşıdığını ve hatta yer yer kullandığını görüyoruz. Evet okuldan atılması zaten haksız. Buna itirazım yok. Ama asanın kullanılması ve yanlışlığına rağmen sevenlerince bu durumun kanıksanması, Hagrid’in başarılı bir şekilde “mağdur edebiyatı” yaptığını gösteriyor bence. Zaten mağdur olduğu bir durum var ortada. Dediğim gibi bunu tartışmıyorum. Ancak bu durumun Hagrid’e bakış açısını etkilediğini kabul edelim. Evet Hagrid, Sırlar Odası’nı açmadı ama yine de başkasının ölümüne sebep olabilecek Aragog’u okulda besleyebilecek kadar da suçlu. Evet, doğası gereği yırtıcı yaratıklara ilgi duyuyor olabilir. Bu Hagrid için normal de olabilir. Ama büyücü dünyası için değil ki.

      Bu arada seviliyor oluşu karakterindendir. Kimseye bile isteye zarar vermek istemiyor. Bazen bunu dile getirir gibi olsa da özündeki masumiyet çoğu zaman dışına vuruyor. Bu yüzden zaten sevilen bir karakter, sakarlıklarına ve hatta zaman zaman yaptığı boşboğazlığa rağmen. Hagrid mağdur edebiyatı yapıyor, derken bunu bilinçli bir şekilde yaptığını söylemiyorum. Ama yaptığı tercihlerde “mağdur olma” hikayeleri önemli ölçüde yer tutuyor, diyorum. Bu konuda IBM’in bilgisayarı Watson ile aynı şeyi düşünüyorum. Hagrid’in bu hali bir psikolog ile görüşmesini gerektirecek kadar hayatında etkili.

      Beğen

Yorum bırakın