Evet bugün blogumuzda ilk defa yaptığımız bir şeyi yapacağız. İlk defa bir dizi yorumlaması yapacağız. Bu dizi başlıktan da anladığınız üzere House of the Dragon dizisi olacak.
Öncelikle neden 3 bölümü bekledim? Hani yeni tanıştığımız kişiye karşı baştaki 3-5 dakikada oluşan ilk intiba vardır ya, dizilerde bunun 3 bölüm olduğunu düşündüğüm için bekledim. Bir de sezonu giriş, gelişme ve sonuç diyerek neredeyse 3 eşit parçaya bölsek, 10 bölümlük ilk sezon için giriş kısmı 3 bölüm olur diyerek, 3 bölümü de bekledim.
Diziyi izlemeden önce Game of Thrones dizisini izlemiş ama dizinin dışında açıp da ne bir internet sitesinden ne de kitaplarından bir bilgi edinmeyen biri olarak 3 bölümü izledim.
Oyuncu seçimlerini beğendiğimi ifade ederek diziyi yorumlamaya başlayalım artık. Tabi daha dizinin başındayız. Hangi karakterin nasıl bir gelişim göstereceği, hikayede nereye geleceğini de görerek bu düşüncemin değişebileceğini şerh olarak düşeyim. Zaten belli bir yerden sonra bazı karakterlerin değişeceği bilgisi de verilmişti. Değiştikten sonraki durum için de şerhimi düşmüş olayım.
Jenerik müziği olarak Game of Thrones’in müziğini kullanmaları, hem eksi hem artı getiriyor bence. Artısı Game of Thrones’in etkilerini ve hislerini yeniden canlandırması. Başka bir ifade ile o jeneriği duyunca, diziye karşı duyduğumuz heyecanı kullanması. Eksisi ise, sanki özenilmemiş de Game of Thrones’in mirasından medet umulmuş bir görüntü oluşturuyor.
Makyaj ekibini ve görsel efekt ekibini de kutlamak lazım. Her ikisi açısından da başarılı çalışmalar var. Kullanılan mekanlar, efektler ve makyajlar bizi sahnelerin içine çekiyor.
Henüz izlemeyenler için son cümlelerimizi kuralım. Game of Thrones kadar olmasa da devam bölümünü heyecanla bekleten bir senaryo var ortada. Bu konuda eksik kalmasının sebebi entrika peşinde olan krallık, hane ve kişi sayısının daha az olması.
Yazının bundan sonrası sürpriz bozan, spoiler, içerik bilgisi ya da adına ne diyorsanız, işte ondan içerir. Diziyi izlememiş olanlar için yazının devamı önerilmez…
Dizinin ilk bölümünde “kim kimdir” girişi yapıldıktan sonra, ikinci bölümde belli bir zaman atlaması ile devam ettik. Dizinin ana konusu olan olaylar silsilesine giden başlangıcı konu edinen ikinci bölümü izledikten sonra, üçüncü bölümde daha fazla bir zaman atlaması ile devam ettik. Bildiğiniz üzere dizinin asıl konusu Targaryen iç savaşı. Bu savaşa kadar geçen sürede zaman atlaması yapılması yönündeki tercihleri başarılı buldum. Hatta birkaç bölüm daha zaman sıçraması göreceğiz. Sebebini aşağıda anlatacağım.
Dizi şu ana kadar vaat ettikleri ile güzel bir savaş izleteceği izlenimi bırakıyor bende. İlk sezonun giriş sezonu olduğunu düşünerek, ikinci sezonda ivme kazanmasını bekliyorum. Savaşın fiili olarak başlaması ile birlikte o ivme yükselmeli ki, bizleri diziye bağlaması lazım. Sonraki bölümü ve sonraki sezonu heyecanla bekletmesi için bu ivme şart olacak. Şu ana kadar bu etki vaat ediliyor.
Dizide bazı gereksiz sahneler var. İkisi de üçüncü bölüme denk geliyor. İlki Rhaenyra’nın ak geyik ile karşılaşma sahnesi. Bu sadece izleyiciye Rhaenyra’yı sevdirme amacı güden bir sahne gibi olmuş. Bunun yerine meşru varisin kim olacağı konusunda seçim hakkını izleyiciye bıraksalarmış, herkes kendi düşüncesi ile bir taraf tutabilirdi. Yani en azından Game of Thrones’te bu yapılmış ve dizinin en beğendiğim yönlerinden biri bu özelliğiydi. Bu yüzden bu sahneyi gereksiz buldum.
İkinci sahne Deamon’un, 3 yılda bitiremediği savaşı, abisinden gelen elçilerden hemen sonra neredeyse tek başına bitiriyor olması. Evet, 3 yılda aşamadıkları savunmaya karşı, yeni bir strateji belirledikleri tartışması gösterilmiş. Özellikle Deniz Yılanı denilen beyaz saçlı örgülü abimiz, kardeşi ve oğlu ile kurmuş olduğu masada yeni strateji belirlediği sahne, aslında bu “aşırı sahneye” temel oluşturuyor. Hem sahnenin öneminin anlatılamaması, hem de devamında başarı tamamen Deamon’a bahşedilmesi gereksiz olmuş. Daha farklı ifade edeyim, Deniz Yılanı’nın oğlu Leanor, savaşın uzadığını ve yeni bir strateji üretilmesi gerektiğini ileri sürerek, Deamon’un başarı ile sonuçlandırdığı “savaş hilesi” fikrini ortaya koyuyor. Kısaca savaşı kazandıran strateji bu genç kardeşimizden çıkıyor. Aynı zaman diliminde Rhaenyra’ya “uygun eş adayı” ararken, bu Leanor kardeşimizin uygun olabileceği yönünde tartışmalar yapılıyor. Çünkü Leanor tabiri caizse gelecek vaat ediyor. Krallığın kaderini değiştirecek güce ve fikre ulaşabilecek potansiyelinden bahsediliyor. İşte bu iki sahneyi düşününce Deamon’un olduğu sahnede Leanor’un hakkı teslim edilmediğinden ve çok fazla oldu bittiye getirilmesinden dolayı gereksiz buldum. Aslında gereksiz kelimesi doğru kelime değil. Ama siz ne demek istediğimi anlamışsınızdır zaten.
Bütün platformlarda mevcut Rhaenyra ve Allicent gibi karakterleri canlandıran oyuncuları 5 bölüm izleyeceğimiz bilgisi verildi. Sonrasında ilerleyen yaşları ile birlikte yeni oyuncular ile izleyeceğiz bu karakterleri. Bu bilgi ile birlikte en az 5 bölüm zaman sıçraması izleyeceğimizi, altıncı bölümden sonra da asıl olayların başlayacağı kısma girileceğini söylemek yanlış olmaz. O yüzden ilk 5 bölümü giriş bölümleri olarak göreceğiz ki, bence giriş performansı için de başarılı bir hikaye var ortada.
Dizinin altıncı bölümünden sonra bir yazı ve sezon finalinden sonra da yine bir yazı ile sezonu kapatacağız. Arada geçen bölümler ilgili tartışmak isterseniz twitter üzerinden siryuzbilek hesabından ulaşabilirsiniz 🙂