Neredeyse hepimizin bildiği bir gerçek var Ay ile ilgili. Ay’a baktığımız her an Ay’ın aynı yüzünü görüyoruz. Diğer tarafını hiç görmedik. Bu gerçeğe karşılık, görmediğimiz diğer tarafa da hep Ay’ın karanlık yüzü dedik. Bu yazıya da konu olarak bunu seçtim.
Öncelikle bilimsel kısmından bakacak olursak, Ay’ın karanlık bir yüzü bulunmuyor. Ay’ın göremediğimiz yüzü de düzenli olarak gün ışığı almaktadır ve aydınlıktır. Aynı Dünya gibi bir kısmı gece bir kısmı gündüz oluyor. Hani biz Ay’ı yarım görüyoruz ya işte yarısı aydınlık yarısı karanlık olan yüzeyin, aydınlık olanının yarısını ve karanlık olan yarısını görüyoruz. O an görmediğimiz kısmın yarısı aydınlık yarası karanlık. Dolayısıyla Ay’ın karanlık bir yüzü hep var ama o kısım hep bizim görmediğimiz kısım değil. Cümle de Bilbo Baggins’in doğum günü cümleleri gibi olmuş ya neyse 🙂
Konuya buradan giriş yaptıktan sonra gelin bir de Dünya’nın karanlık yüzüne bakalım. Yakınındaki savaş için avazı çıktığı kadar bağıran ama uzağındaki savaş için “gık” bile demeyen insanların yaşadığı Dünya’nın karanlık tarafına; kendi çıkarları uğruna, başkasının yaşadığı zorlukları umursamayan bencil insanların yaşadığı Dünya’nın karanlık tarafına bakalım.
Bilimum doğal güzelliğinin, binlerce tarihi güzelliğinin, yüzlerce modern güzelliğinin fotoğraflarını paylaşmak için can attığımız, sırf içinde biz yaşadığımız için hep aydınlıkmış gibi davrandığımız ama gölgesi üzerimize doğru gelmedikçe çirkinlerini konuşamadığımız, hatta konuşmadığımız karanlık yüzünü konuşalım bugün de Dünya’nın.
Bencilliklerimiz ile başkasının hakkını gasp etme hakkını kendimize normalleştirdiğimiz Dünya’nın karanlık yüzünü konuşalım. Karşı tarafa hak vermemek için, empati yapmaktan ısrarla kaçındığımız hayatlarımızın nasıl da dünyanın karanlık yüzünü oluşturduğunu konuşalım. Yaptığımız hata sonrasında “ama onlar da yapıyor” diyerek kabullenişlerimizin, üste çıkışlarımızın getirdiği karanlıkları da konuşalım. Sırf istediğimizi elde etmek için bilinçli olarak girdiğimiz, girebildiğimiz karanlıkların bıraktığı gölgelerini de konuşalım.
Bizler gerçeklerden korkarken hedef çarpıtmak adına Dünya’nın değil de Ay’ın olmayan karanlık yüzünü nasıl öne çıkardığımızı da konuşalım. Aydınlatılması gereken gerçeklere karşı 3 maymunu oynayarak yarattığımız karanlıkları da konuşalım.
Desenize konuşa konuşa ne değiştireceğiz diye. Yüzyıllardır konuşmuşlar neyi düzeltmişler, değil mi? Biraz yön değişmiş, zaman zaman aydınlanır gibi olmuş ama hemen karanlıklara bürünmüş dünya. Olsun, biz yine de konuşalım. Değiştirecek gücümüz olursa değiştiririz, değiştiremezsek de en azından tarafımız belli olsun.
Karanlığı var da aydınlığı yok mu bu Dünya’nın? Elbet var. Belki bugünlerde görmesi çok zor. Zaten karanlıkta nasıl görebilir ki insan? O zaman bir replik bırakıp yazıyı da sonlandırayım. Her ne kadar kitapta olmasa da Harry Potter ve Azkaban Tutsağı filmin Dumbledore’nin dediği gibi “Mutluluk her zaman vardır. Yeter ki en karanlık anlarınızda ışığı açmayı unutmayın.”