Biraz eskilere gidelim. Yıl 1993, Bill Murray’ın başrolde oynadığı komedi, fantastik ve romantik dallarında bir film vizyona girer. İMDb puanı 8.0 olan bu film eğlenceli, ailecek izlenebilecek filmdir. Oyuncu performansları yerinde, sahne seçimleri güzel olmuş. Ancak senaryoda biraz eksikler kalmış gibi.
Detaylara inmeden önce kısaca filmin konusunu aktaralım. Bir hava durumu spikeri olan Phil Connors(Bill Murray), yapımcısı ve kameramanı ile birlikte Groundhog Day şenliklerini görüntülemek için gönderilir. Bu gün bir dağ sıçanının(Groundhog) yuvasından çıkarılıp da hava tahmini yapması ile ilgili bir şenliktir. Phil bu işten nefret eder. Hayatının en kötü günüdür hatta bugün. Yazının devamı için spoiler uyarısı yapalım. İzlemeyen varsa keyif kaçmasın.
Başrolümüz Phil şenliklerde sunumunu yaptıktan sonra hemen kendi şehrine dönmek ister. Ancak hava muhalefeti sebebiyle gidemez ve otele geri dönerler. Ertesi güne uyanan Phil bir an önce yola koyulmak ister ama yolunda gitmeyen bir şeyler vardır. Sanki dünün aynısı. Filmin Türkçe adını da böylelikle koyuyoruz; Bugün Aslında Dündü. Halbuki bire bir çevirmesini yapacak olursak “Dağ Sıçanı Günü” olması gerekirdi. Film sektörümüzün eğlenceli yanlarından ya filmleri izleyip de isim koymak 🙂
Phil aynı günü tekrar yaşıyor, tekrar yaşıyor, tekrar yaşıyor. Bu böyle gidiyor. Bir nevi zaman sıkışması gibi. Filmi izledikten sonra düşündüm. Acaba Phil gibi aynı günde sıkışıp kalsam ve defalarca aynı günü yaşasam ne yapardım?
Sabah kalktım ve dünün aynısı olduğunu anladığımda test ederdim bire bir aynısı mı diye. Aynısı olduğunu anladığımda ertesi günün nasıl olacağını merak ederek geçirirdim. Gece yattım ve sabah uyandım, yine aynı gün. Önce eğlenceli gelirdi. Çünkü neler olacağını zaten biliyorum. Aynı su birikintisine basmazdım. Aynı cümleleri kurmazdım. Milyarlarca ihtimalden yaşayabileceğimi yaşamaya çalışırdım. Tabi bir yerden sonra sıkıcı olurdu. Her ne kadar yapabilecek birçok şey olsa da artık o sıkışmışlık hissi bunaltırdı beni. Çözüm aramaya çalışırdım. Neden hep aynı günü yaşıyorum? Nasıl ertesi güne geçerim?
Peki filmde Phil ne yapıyor? Aynı su birikintisine girmiyor. Önce en kötü günü olduğu için bunalıma giriyor. Ardından herkesi trollüyor. Sonra piyano öğreniyor, buz heykeli yapmayı öğreniyor. Sonra mesai arkadaşı Rita ile daha fazla vakit geçiriyor. Aslında içten içe Rita’yı beğenmekte olduğunu fark edip onunla yakınlaşmaya çalışıyor ve en sonunda istediğini alıyor. Rita için bir günde olan bu yakınlaşma Phil için çooook uzun bir gündü. Phil her gün tekrar tekrar Rita üzerinde tabiri caizse deneyler yaparak hoşuna giden gitmeyen her şeyi öğreniyor. Nasılsa Rita bu yaşananları hiçbir zaman hatırlamayacaktı. Böyle aşama aşama Rita’yı kazanıyor. Artık sevgili oldukları günün sabahına Phil sıkıştığı zaman döngüsünden çıkıyor ve ilk defa yarına geçiyor. O bilinmezliğe…
“Her sabah uyandığımda aynı günü yaşasam ne yapardım? sorusuna ne cevap verirseniz filmde bulabilirsiniz. Öyle bir senaryoya sahip. Ancak sağlam bir eleştiriyi hak ediyor. Çünkü zamanda sıkışmaya sebep olan olay neydi? Phil neden sürekli aynı günü yaşıyordu? Yok, bu sorunun cevabı filmde yok. Aynı şekilde cevabı olmaya diğer soru da bu “lanetin” nasıl son bulduğuna ilişkin soru. İzleyici olarak filmde görmek istediğim bir detaydı. Aranızda ya abi Inception filmini güzel yapan da böyle havada kalan detaylar değil mi? diye soranların olduğunu duyuyorum. Tarz farklı diye cevaplandıracağım bu soruyu. Inception tarzında filmler senaryosu karmaşık olan ve kafa açan filmler diye sınıflandırılan filmler. Groundhog day filmi öyle değil. Açacaksınız, size her detayı verecek, eğlenip kapatacaksınız. Havada detay kalması eksi yazar bu filme.
Aynı günü tekrar tekrar yaşamak ilk başlarda eğlenceli gelse de sonradan “lanet” gibi gelecektir. Bugün Aslında Dündü fimi “lanetin” hem eğlenceli kısmını hem de sıkıntılı kısmını gayet güzel aktarmaktadır. Ancak zaman döngüsünün neden başladığı ve bittiği sorularına cevap vermemektedir. Hikayenin eksik yanları kalmış ve izleyiciye tamamlatacak ipuçları verilmemiştir. Dese ki Phil egosu yüksek, bencil biri ve bu yüzden yaratıcı onu cezalandırdı ve kendisinden önce başka birini içinden gelerek düşündüğü zaman affetti. Hani bu bile yetecek, belki bir replik, belki ufak bir olay. Bu sebeple favorilerim arasına girmeyen ama izlerken iyi vakit geçirmemi sağlayan bir film olarak kalmıştır.
Bu filmi neden yazmaya değer buldum? Aynı günün yaşanması ile ilgili filmleri özellikle 2010 sonrasında daha fazla görmeye başladık. Ancak bu tarzda izlediğim ilk filmdir Bugün Aslında Dündü. Bu sebeple de yazmak istedim. Siz ne düşünüyorsunuz film hakkında?