Serinin yedinci kitabı iki ayrı bölüm şeklinde filme uyarlandı. Bu uyarlama tarzı hoşuma gitti. Gişe beklentisi ile yaptıklarını biliyoruz. Ancak iki bölümün toplam süresinin en az 4 saat olacağını düşününce, kitaptaki detayların önceki filmlere göre daha fazla yer edeceğini düşünmüştüm. Bu da benim için güzel bir başlangıçtı.
Her ne kadar iki ayrı film olsa da ben tek kitap üzerinden çekildiği için tek bir yazı ile inceleyeceğim.
Detayların istediğim gibi filmde yer bulması konusunda beklentilerim kısmen karşılandı. Bunu baştan söylemeliyim. Mesela Ölüm Yadigarları’na ilişkin üç kardeşin hikayesini animasyon olarak göstermişler. Açıkçası beklemediğim bir şeydi ve hoşuma gitti. Ancak Sihir Bakanlığı binasına sızma ve madalyonu alma girişimlerine ilişkin süreç çok hızlı geçilmiş olması, hepsinin aynı anda çok özlü iksir içmiş olmalarına rağmen farklı zamanlarda kendi hallerine dönmeleri gibi detaylar hoşuma gitmeyen kısımlardı. Godric’s Hallow sahnelerinin de hızlı geçildiğini düşünüyorum. Hikayenin geçmişine yönelik çok daha fazla detay verilebilirdi. Voldemort ile karşılaşma sahnesi daha aksiyonlu olabilirdi…
Eğer kitabı iki film halinde çekmek isteseydim birinci bölümün sonunu Dobby’nin ölümü ve Voldemort’un Mürver Asa’yı ele geçirdiği sahne ile bitirmek isterdim. Hem merak uyandırıcı hem de üzücü bir bir final. Tam yerinde ve vurucu biri final. Tabi Voldemort asayı alırken, Lucius Malfoy’un kolundaki karanlık işarete basarak Voldemort’u çağırması, Voldemort’un asaya ulaşmak için sabırsızlanması ve asaya ulaşmak için çağrıya kayıtsız kalması gibi detaylar da yer alsa çok güzel olabilirdi. Godric’s Hallow’dan sonra Malfoy Malikanesi’nde de Harry’i kıl payı kaçırması aksiyon ve gerilim katabilirmiş filme. Ama olsun yine de başarılı bir ilk bölüm finali var.
İkinci bölüm bana göre ilk bölümden daha iyi olmuş. Daha sürükleyici, aksiyonu daha fazla. Tabi bunda Hogwarts Savaşı’nın etkisi büyük. Sonra biraz daha fazla mizah koymuşlar ve tadında bırakmışlar. O da önemliydi benim için. Ama Harry’nin Mürver Asa’yı kırıp atma detayı beni benden aldı. Seçilmiş kişi olmak, her istediğin yapabileceğin anlamına gelmez hacı. O asa bir tarihin, bir efsanenin parçası. O asa gerçek bir tarihi eser. Nasıl kırabilirsin? Senin haddine mi onu kırmak? Kitapta efendi gibi tutmuş Dumbledore’nin mezarına koymuşsun, tabi kendi asanı da düzeltebilecek güçlü büyüyü bu asa ile yaptıktan sonra. Filmde neyin artistliği bu? Zaten bu Daniel Radcliffe’yi sevemedim bir türlü. Kitaptaki Harry sanki o değil gibi. Filmin finalindeki bu ayrım ile de bende filmi kopardı. Neyse, tabi bu işin şakası. Ancak gerçekten kitap ile film arasındaki çoğu farkı anlarım ya da anlamaya çalışırım. Bu asa kırma gibi farklılıkları bir türlü mantıklı bir çerçeveye oturtup kabullenemiyorum. Dolayısı ile filmin uyarlama kısmına ilişkin başarısızlık olduğunu düşünmeye başlıyorum. Halbuki film bazında başarılı sayılabilecekken…
Yazıyı bitirecek olursak serinin komplesinde yükselen bir ivme var. Hemen hepsi film bazında izlenebilir, güzel yapımlar olmuş. Ancak kitaplardan çok fazla detay kırpılmış. Detay dediğime bakmayın, hikayenin gidişatını etkileyen detaylar bunlar. Eğer filmlerini severek izlediyseniz mutlaka kitaplarını da okumalısın. Sevme garantisini veriyorum. Yok filmini sevmediyseniz kitaplarını okuyunca kitaplardaki hikayeyi seveceğinize garanti veriyorum 🙂
Evet böylelikle Harry Potter serisine ilişkin film inceleme yazılarımız bitmiş oluyor. Bana sorarsanız 8-10 sezonluk dizi halinde yayınlaması kitaplara daha uygun bir uyarlama ortaya çıkabilir. Açıkçası yakın zamanda değil de bir müddet sonra böyle bir hamle bekliyorum.
Blogum içerisinde Harry Potter serisinden seçtiğim replikler üzerine yazdığım diğer yazılara göz atmayı unutmayın 🙂