Serinin altıncı bölümü ile devam ediyoruz. Sona doğru yaklaşırken artık çocuk kitabı olmaktan çıktı hikayemiz. Voldemort’un dönüşü ile birlikte daha da kararan dünya. Harry ile birlikte büyüyen, büyüdükçe gerçek dünyanın karanlık ve kötü yönlerini fazlasıyla hissetmeye başlayan biz de artık çocuk olmaktan çıkmıştık. O yüzden kitaplar ilerledikçe hayatımızdaki yeri de sağlamlaşmıştı.
Filmde büyücü dünyasının karanlığı iyi tasvir edilmiş. Ancak sırf filme görsellik katacak diye bazı şeyleri değiştirmişler. Mesela Ölüm Yiyenlerin bulutumsu şekilde uçmaları. Önceki filmde de vardı bu. Filme görsellik katması açısından mazur görülebilir. Ancak beni bilenler bilir. Bu tip şeyleri pek sevmem. Yaratıcılık, böyle filmlerde daha az seviyede ya da daha basit olaylarda olmalı derim hep. O yüzden film olarak başarılı ama uyarlama olarak başarısız bulduğum bir güncelleme.
Bu seride en çok kızdığım nokta süreden kısarak güzel detaylara yer bırakmamalarıydı ya hani. İşte bu filmde öyle bir şey yapmışlar ki beni çileden çıkardılar. Harry, muggle bir kızla flörtleşiyor. Yapma kardeşim bu sahneyi yapma. Neden yapıyorsun böyle bir sahne? Sonra Kovuk’a saldırı düzenleyen Ölüm Yiyenler’in sahnesi. Tamam aksiyon olsun diye koymuşsunuz, anladık. Ama neden kitapta olmayan saçma sapan detaylar uydurup çekmişsiniz ki? Kitapta zaten yeterince güzel aksiyon sahneleri var. Koy onları. Kitaptan bağımsız hareket etmemiş olursun hem. Ah ah…
Dumbledore’nin ölüm sahnesine gelince, Snape ile Harry karşılaşıyor ve Snape, Harry’e susması yönünde bir işaret yapıyor ya, neden yapıyor abi onu? Neden böyle bir sahne koyarsınız ki? Snape’nin iyi olduğu imajını mı veriyorsunuz? Bunu bilmemiz gerekmiyor ki bu sahnede ve hatta bu filmde. Ah ah…
Halbuki filmin sonunda Snape’nin kaçtığı sahnelerin, Ölüm Yiyenler’in okula yaptığı o baskının aksiyon sahnelerini biraz daha uzun tutabilir, filmin finaline doğru bu aksiyon ile üst seviyeye çıkarabilirlermiş. Hatta üstüne Dumbledore’nin cenazesinde duygusallığı da daha yoğun verip vurucu bir final yapabilirlermiş. Ama olur mu? Harry ile bir muggle flörtleşecek, filmi Alacakaranlık düzeyinde ergen aşıkların triplerinin olduğu bir hale getirmek varken neden büyücü dünyasının karanlık yüzünü daha fazla anlatsınlar ki?
Son olarak geleyim Türkçe dublaj konusuna. Hadi Ron’u peltek olarak seslendirdiniz, bir şey demedik. Ama ya Ölüm Yiyenler’e Ruh Emici demek ne oluyor? “Malfoy Ruh Emici olmuş” repliğinin saçmalığına bakar mısınız? Size bu çeviriyi yapıp önünüze sunan sorumsuz kim? Önceki filmlerde düzgünce kullanılan terimleri bu filmde nasıl karıştırabiliyorsunuz? Acayip sinir bozucu bir şey bu.
Uyarlama konusunda serinin en kötü filmlerinden biri bana göre Melez Prens. Eldeki harika kitabı mahvetmişler. Dublajında üstüne tüy dikmişler. Ama kitaptan bağımsız olarak görsel efektler konusunda yukarı doğru olan ivme devam etmiş. Karakter seçimleri ve müzikler konusuna artık birer cümle yeter diyorum. Çünkü serinin en başarılı yönleri bunlar.
Kitaplardan bağımsız bakmadığımda serinin en kötü uyarlaması diyebilirim. Ancak bağımsız bakabildiğim noktalar itibariyle iyi bir film. Peki siz ne düşünüyorsunuz?